|
Kapak Konusu:
Türk-İslam Birliği İçin Önemli Bir Adım Kafkas İttifakı Sayın Adnan Oktar'ın çok yönlü ilmi çalışmalarını ve Türk-İslam Birliği'nin kurulmasının aciliyetini ve önemini vurgulayan açıklamalarını takiben, bu birliğin tesis edilmesi yolunda her geçen gün önemli bir gelişme yaşanıyor. Son birkaç ay içinde, Türk Birliği Meclisi'nin kurulması, yapılan D8 ve İslam Konferansı Teşkilatı toplantılarında temel konu olarak İslam Birliği'nin işlenmesi, Müslüman aleminin dört bir yanından birlik seslerinin yükselmesi, Sayın Ahmedinejad'ın, Türkiye ziyareti sırasında Sünni imamın arkasında namaz kılarak Sünni-şii ittifakını destekleyen tavırları ve açıklamaları bu gelişme-lerden sadece birkaçı…
Bu önemli gelişmelere geçtiğimiz ay bir yenisi daha eklendi ve Türkiye, Kafkasya'ya barış ve istikrar getirecek çok önemli bir projenin öncülüğünü yaptı.
Sayın Adnan Oktar gerek yazdığı kitap ve makalelerinde gerekse basına yaptığı açıklamalarında, her fırsatta kardeşliğin ve dostluğun önemi üzerinde durmakta, her türlü anlaşmazlık ve sorunun sevgi ve muhabbetle hemen çözüme kavuşacağını ifade etmektedir. Özellikle son dönemlerde çeşitli televizyon kanallarıyla yaptığı röportajlarda, Türk İslam Birliği vesilesiyle tüm dünyaya dostluğun hakim olacağına dikkat çekmekte, bunun için de öncelikli olarak Kafkas İttifakı’nın gerçekleştirilmesi gerektiğini dile getirmektedir.
Devamı için tıklayınız.

Müslümanların Maddi ve Manevi Temizliği Tüm yaşamları boyunca Kuran ahlakına göre yaşayan Müslümanların en önemli özelliklerinden biri, bulundukları toplumda herkese örnek olan temizlik anlayışlarıdır. Ancak bu temizlik anlayışı yalnızca maddi anlamda bir temizlikle sınırlı değildir. Kuran ahlakına uymayan her türlü davranıştan uzak duran müminler, maddi ve manevi her yönden temizdirler.
İman edenler, Yüce Rabbimiz'in Kuran-ı Kerim'deki emir ve tavsiyelerine uyma konusunda son derece kararlı ve titizdirler. Yüce Allah'ın beğendiği davranışları sergilemeye, övdüğü özelliklere sahip olmaya ve sakındırdığı her durumdan uzak olmaya çalışırlar. Yüce Allah'a gönülden iman eden Müslümanları diğer insanlardan ayıran en önemli fark da budur. Kuşkusuz bunun sonucunda ortaya üstün bir ahlak modeli çıkmaktadır. Çünkü insan güzel ve değerli olan tüm vasıflara ancak Allah'ın bildirdiği din ahlakına uyduğunda sahip olabilir. Sonsuz kudret sahibi Yüce Allah, Kuran'da doğruluğu, adaleti, sabrı, fedakarlığı, vefayı, sadakati, kararlılığı, itaati, alçakgönüllülüğü, hoşgörüyü, şefkati, merhameti, öfkeyi yenmeyi ve daha birçok üstün ahlak özelliğini emretmektedir. Bunlar, Allah'ın hoşnutluğunu kazanmaya çalışan müminleri diğer insanlardan üstün kılan önemli ahlak özellikleridir. Rabbimiz'in hoşnut olacağını bildirdiği bu önemli özelliklerden biri de "temizlik"tir.
Devamı için tıklayınız.

Müslümanlar Arasındaki Güçlü Bağlılığın Sırrı: Sevgi ve Tevazu Müslümanlar arasında yaşanan sevgi, imana dayalı samimiyetin sonucunda doğal olarak oluşan bir sevgidir. Hiçbir çıkara dayanmaz; müminler yalnızca Allah'ın rızası için birbirlerini severler. Bu samimi sevgi beraberinde yüksek bir tevazu anlayışını da getirir. Sevgi ve tevazu bir arada yaşandığında ise Müslümanlar arasında çok güçlü bir bağlılık meydana gelir...
Kuran ahlakına uymak insana üstün bir ahlak kazandırır. Dolayısıyla Müslümanlar, tavırları, tepkileri, sohbetleri, estetik zevkleri, sanat anlayışları ve görgüleriyle diğer insanlara örnektirler. Birarada olunmaktan hoşlanılan, insanlara fayda sağlayan, her zaman güzelliklere vesile olan kişilerdir. En dikkat çeken özellikleriyse sevgi dolu, yumuşak huylu, ılımlı ve mütevazı olmalarıdır.
Peygamberimiz Hz. Muhammed (sav), üstün ahlakı, aklı, feraseti, basireti, tevazusu, sevgisi ve merhametiyle tüm müminlere örnek olmuş; bulunduğu ortamlar en güzel ve hikmetli sohbetlerin olduğu, coşkulu, muhabbetli, temiz, ferah, huzur ve güven veren ortamlar haline gelmiştir. Tüm Müslümanların da bu gerçeğin bilinciyle kendilerini sürekli geliştirmeleri, ahlaklarını daha da güzelleştirmek için gayret etmeleri ve bulundukları her ortamın mübarek Peygamberimiz (sav)'in bulunduğu ortamlar gibi olmasına özen göstermeleri gerekir.
Devamı için tıklayınız.

Toplum İçindeki Huzursuzluğun Kaynağı: Dedikodu Bazı insanların dedikodu yapmayı bir alışkanlık haline getirmelerinin sebebi nedir?
Dedikodunun topluma verdiği zararlar nelerdir?
Şeytanın toplumda huzursuzluğu ve sevgisizliği yaymak için kullandığı yöntemlere karşı insanlar kuran’da nasıl uyarılmışlardır?
Bir toplumda dedikodu hastalığını önlemenin kesin çözümü nedir?
"Arkadan çekiştirip duran, kaş göz hareketleriyle alay eden her kişinin vay haline;" (Hümeze Suresi, 1)
Dedikodu, sevgi, şefkat ve merhameti azaltan bir kötü ahlak özelliğidir. Yüce Allah Kuran'da, müminleri bu davranıştan kesin olarak men etmiştir. Müminin aklından geçirdikleri ve hissettikleri de, yapıp ettiklerinde olduğu gibi Allah'ın sınırlarını aşmaz. Kuran hükümlerinin rehberliğinde duygu ve düşüncelerini terbiye eden mümin, şüphesiz Allah’ın izniyle mümin kardeşlerine daima en güzel ahlakla yaklaşır.
Devamı için tıklayınız.

Bir Ayet Bir Açıklama: Fussilet Suresi, 33 “Allah’a çağıran, salih amelde bulunan ve: “Gerçekten ben Müslümanlardanım” diyenden daha güzel sözlü kimdir? (Fussilet Suresi, 33)
İnsanların yaratılış amacı, Allah'a iman etmek ve yalnızca O'na kulluk etmektir. Bütün insanlar yaşamları boyunca bir imtihandan geçirilirler. Allah sonsuz adalet sahibidir ve elçileri ve kitapları yoluyla insanlara bu sorumluluklarını bildirir. Yaşamının asıl amacından haberdar olan her insan da bu gerçeği başka insanlara aktarmakla yükümlüdür. Bunu, hayatı boyunca, gerek sözleriyle, gerek davranışlarıyla, gerekse de bu amaçla yaptığı çalışmalarla yerine getiren kişi, “Allah'a çağırmış” olur. Yüce Allah bu ayette, Allah'ın rızasını kazanabilmeyi tüm samimiyetleriyle umut eden, sadece O'nu hoşnut etmek için salih amellerde bulunan kullarını övmektedir.
Allah bu ayetiyle bizlere güzel sözü de tarif etmektedir. Güzel söz, insanları Allah'a çağıran, Kuran'a uymaya davet eden sözdür.(İslamın Yükselişi)
Devamı için tıklayınız.

Bu Sayıdaki Diğer Makaleler
|